Genellikle hiperaktivite ile birlikte anılan dikkat eksikliği başlı başına bir problemdir. Başta sadece derslere konsantre olamama veya akademik başarısızlık aklımıza gelebilir. Fakat hayatımızın her alanında, yaptığımız her işte tam verim sağlamak istiyorsak dikkatimizi toplamamız gerektiğinin farkına varırız; karşılıklı sohbetimizde “bir an daldım söylediklerini anlayamadım” demek aslında dikkatimizin dağıldığını gösteren bir cümledir. Film izlerken, arkadaşımızla konuşurken, kapıyı açarken, çalıştığımız yerde işimizi yaparken, ders çalışırken, öğretmen ders anlattığında, bıçakla meyve soyarken dahi dikkatimizi sürdürmemiz gerekmektedir. Bazı aktiviteleri gerçekleştirebilmek yoğun ve uzun süreli dikkat gerektirir bazı aktiviteler ise kısa süreli dikkat sürdürmek yeterlidir. Bilinenin aksine dikkat eksikliği sadece çocuklarda görülen bir problem değildir. Yetişkinlerde de sıklıkla görülür. 9 yaş üzeri çocuklarda ve yetişkinlerde “D2 Dikkat Testi” sıklıkla kullanılan bir testtir. Fakat tanı koymaktan çok daha önemlisi, tedavi aşamasında yapılacaklardır. Zamanında önlem alınmazsa okul ve iş yaşamımızda önemli aksaklıklar oluşturabilecek bir problemdir. Öncelikle dikkat eksikliğimizin olup olmadığına bakmamız gerekir. Peki hangi belirtileri gördüğümüzde dikkat eksikliğinden şüphelenmeliyiz:

1) Okulda veya iş yerinde önemli olan detaylara dikkat etmeme, kolay hatalar yapma, yapılan işin dağınık ve dikkatsiz yapılması.

2) Bir işle uğraşırken diğer insanların ilgisini çekmeyen bir ses veya olay nedeniyle yapılan işin bırakılması.

3) Uzun dönemli konsantrasyon gerektiren işlerde yaşanan başarısızlıklar.

4) Konsantrasyon gerektiren ev ödevleri, kağıt işlerini tamamlamakta zorlanma.

5) Sık sık bir oyundan veya işten bir diğerine geçme.

6) Yapılması gereken işleri sürekli ağrıdan alma, geciktirme, erteleme.

7) Randevuları, yapılması gerekenleri sık sık unutma, günlük aktiviteleri zamanında yapamama.

8) Konuşma sırasında karşısındakini dinlemekte zorlanma, konuşmaları akılda tutamama, sosyal durumlarda detaylara ve aktivitelere dikkat etmeme.

Danışanım bana geldiğinde 1. sınıfa giden oğlunun ödev yapma konusunda sıkıntılar yaşadığından bahsetti. “okuldan geldiğinde dinlenmesine ve serbest vakit geçirmesine müsaade ederek onu sıkmıyorum. Fakat sonrasında ödevin başına oturduğumuzda bahaneler uydurarak masanın başından kalkıyor. Anne su içmem gerek, anne tuvalete gideceğim, anne sıkıldım… Bahaneler uydurması ve ödevin yetişmemesi beni sinirlendiriyor, bu yüzden ödevi yapmadan kalkmaması gerektiğini, ödevini ne kadar çabuk yaparsa o kadar rahat edeceğini ve boş vaktinin kalacağını telkin ediyorum fakat hiçbir işe yaramıyor. Çabuk sıkılıyor, biraz bu konuda babasına çektiğini düşünüyorum. Eşim yalnızca çocuğu fazla sıkmamam konusunda beni uyarıyor. Ödev konusu inanır mısınız aile huzurumuzu bozmak üzere…”

Öğrencimin bu davranışının birkaç farklı sebebi olabilirdi. Bunlardan bir tanesi de dikkat eksikliğidir. Bir sonraki görüşmemizde “D2 Dikkat Testini” uyguladık. Sonuç olarak dikkat dağınıklığı olduğu ortaya çıktı. Anneden danışanımı 1 hafta boyunca izleyerek hiç müdahale etmeden ders başında oturma süresini not etmesini istedim. Dakika skorumuzu not ettim. Ve programa başladık;

1.            Konsantrasyonunu sağlayacak ve dikkatini arttıracağımız 52 sayfalık egzersizimizi birlikte uygulamaya başladık

2.            Ders başında oturduğu sürenin her hafta 2-3 dakika artması için gayret etmeye yönelik danışanımla anlaşma yaptık.

3.            Aynı zamanda beslenmesini düzenleyerek, hareketliliğini azaltmaya yönelik program oluşturduk

4.            Televizyon izleme süresini düzenledik. (televizyon, bilgisayar gibi araçlarda yapılan etkinlikler dikkat toplamada olumsuz etkiye sahiptir. Bu araçlarda saniye başına yaklaşık 25 fotoğraflık görüntü geçer. Fakat gerçek hayatta öğretmen ders anlatıyorken bu sayı yaklaşık 5’tir. Bu da çabuk sıkılmaya ve dikkatin dağılmasına neden olur).

Danışanımla 1. Sınıfın sonuna kadar takibimizi sürdürdük. Başlangıçta dikkat süremiz aylar geçtikçe arttı ve hedeflediğimiz sonuca ulaştık. Anneyle son görüşmemizde bana şöyle söyledi: “kendimde daha fazla enerji buluyorum artık, meğer beni bu konu ne kadar çok yoruyormuş”

Yaşantımızda alışageldiğimiz pek çok olay enerjimiz tüketmektedir. Güçlü iletişim ve doğru yöntemlerin uygulanması bu zorluklarla baş etmemizde bize yardımcı olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir